Yazılamayanlar #1

Temmuz 25, 2016
2015
Benim hikâyem de bir çoğunluğu gibi küçük bir kasabada başladı. Küçük olduğu için dedikodunun bol olduğu bir kasaba. Artık iki yüzlülük insanlarda alışkanlık haline gelmeye başlamıştı. Ne de olsa yaşamak için adaptasyon sağlamalısın!
Evimin iki blok ötesindeki bir liseye gidiyorum. 17 yaşındaki bir kızın isteyebileceği her şeye sahibim. Yani galiba. Futbol takımının kaptanı olan bir erkek arkadaş, peşimde dolaşan ve beni “ilah” kabul eden iki salak ve de popülarite. Okullarda her zaman özenilen popüler olan kız benim işte.
2010 yılında bu şehre taşındığımızdan beri her şey çok güzel gidiyordu. Küçüklüğümden beri hayalim son sınıf olmaktı. Bütün o anlatılan efsaneleri gerçekleştirmek, çılgın partilere katılmak ve hepsinden önemlisi; Balo.  Küçükken kendime bir liste bile hazırlamıştım. “Son sınıfta yapılacaklar”. Ve bu yıl o küçüklük hayalim, en büyük hayalim gerçekleşmeye başladı. Çünkü bugün sonun başlangıcı. Son sınıf olmanın verdiği heyecanla okula yürümeye başladım. Her zaman yürürüm okula. Hem evde bulamadığım huzuru bulurum yalnızken hem de sporumu yapmış olurum. Sonuçta bu vücut kendi kendine böyle olmuyor. Hava sıcak olmasına rağmen tatlı, serin bir rüzgâr vücudumdaki o istenmeyen sıcaklığı alıyordu. Ağaçların arasında yürürken duyduğum o kuş sesleri, köpek ve kedilerin gelip yanımdan yürümesi. Bunu yaşamak hayattaki her şeye bedel.
Yürürken etrafımdaki herkese göz gezdirdim. Beynimin en ücra köşelerine attığımı düşünüp, kendimi kandırdığım birkaç anının içinde kalan ve devam eden bir alışkanlık işte. Bütün o kandırma çabalarına rağmen nasıl oluştuğunu adım gibi hatırlıyorum. 2009’daki “O” olayla başladı. O gece kapımız çaldı. Salı günü annemle bizim film günümüzdü. Daha doğrusu kasabanın geleneksel günüydü. Her salı herkes aileleriyle beraber olur, film izler, sohbet eder, onlarla zamanını nasıl geçirmek istiyorsa öyle geçirirdi. Biz de annemle o geceyi film gecesi yapmaya karar vermiştik. Salı akşamları kimsenin kapısı çalmaz, kimse kimseyi rahatsız etmezdi. Taa ki o geceye kadar…
“Ayça!
“Ayçaaa!
Yine ve yeniden. Sesin geldiği tarafa doğru baktım. Üzerinde beyaz keten gömlek, altında salaş ama aynı zamanda yeni ve ciddi bir kot, ayakkabı olarak da gece mavisi tonlarında spor-şık bir ayakkabı. Simsiyah saçlarıyla uyumlu, benim dışımdaki herkese mesafeli bakan o gri gözler. 10 metre bile uzaktan kokusunu alabildiğim, 2 haftaki önceki doğum gününde aldığım o parfüm. Beni benden alan Doğu. Erkek arkadaşım. Bu okula geldiğimden beri onunla birlikteyiz. 4. Yılımıza girmemize az kaldı. Her şey çok güzel olacak. Yani umarım. 
“Yine dalmışsın bakıyorum. Heyecanlı mısın? En önemli, gösterişli, acımasız sene başlıyor. Herkese kim olduğumuzu gösterecek miyiz yine?”
Yine kelimesini vurgulaması beni ürküttü açıkçası. İki sene olanlardan sonra herkes bizi tanımıştı. Hatta bizden korkmuştu. Geçen sene boyunca da bunun tadını çıkarttık sayılır. Herkes bizim hakkımızda konuşuyorlardı. Konuştukları şeyler iyi şeylerdi. Aksi takdirde sonucunun iyi olmayacağını biliyorlardı. Ancak bu gün kimse bizi tanımıyor gibi davranıyordu. Bu da Şeyma’nın sinirini bozmuş olmalıydı. Benim kadar karmaşık bir hikâyesi olmasa da onun da en büyük hayali ve amacı okuldaki popüler ve kötü kız olmaktı. En büyük ve neredeyse tek ortak noktamız buydu Şeyma ile. Aslında güzel de sayılırdı. Çok ince olmayan ancak sıkı, güzel bir vücudu vardı spordan kaynaklanan. Aramızdaki “sporcu” imajı onundu. Kasları da vardı ancak onları gizlemeyi iyi biliyordu. Yüzme sporuna âşıktı diyebilirim. Ancak sporun tek bir kuralını sevmiyordu; Bone. Saçlarının ne kadar güzel olduğunun farkındaydı ve bunu saklamak istemiyordu. Beline kadar dümdüz inen turuncu saçları vardı. Dediğim gibi hedefimiz dışında çok ortak noktamız yok Şeyma ile. O beni kullanarak popüler olmaya çalışıyor. Bunun farkında olmadığımı zannediyor ancak dışarıdan sanıldığı gibi ödevlerimi başkalarına yaptırmıyorum. 
“Yapma Şeyma. Bizim kimseye bir şey göstermemize gerek yok. İki sene önceki olayda herkes bizim ne olduğumuzu anladı zaten. Telaş yapmana gerek yok. En geç bir iki gün sonra herkes bizim ne olduğumuzu hatırlar zaten”, diye konuşmaya katıldı Cemre.
Cemre’yi aslında seviyorum. Arkadaş olarak değil. Daha çok bir ünlünün hayranını sevdiği şekilde. Cemre filmlerde izlediğiniz, kitaplarda okuduğunuz “kötü kız karakterinin aynısı. Omuz ile dirsek arasında kesilmiş dümdüz sarı saçlar, incecik bel ve bacaklar ve bunları göstermeye çekinmeyen iddialı ve son moda kıyafetler. Her gün okuldan sonra alışverişe gider ve kendine bir sürü şey alır. Bunlar bollaşınca da başkalarına verir. Ancak kötü bir alışkanlığı var. Kilo takıntısı. Her genç kızda olan bir şey bu ancak Cemre’deki biraz daha fazla. Anorexia Nervosa var onda. Yani zayıflama hastalığı. Bundan herkesin haberi var aslında ancak hiç yokmuş gibi davranmak onun için daha kolay. 
“Sen nasılsın Ayça? Bugünün senin hayalinin başlangıcı olduğunu biliyorum. Ancak mutlu gözükmüyorsun. Ne oldu? Yoksa yine evdeki o adam bir şey mi yaptı? Bu sefer söyle de hemen gidelim yanına!” diye hışımla ayağa kalktı Doğu. 
Gerçekten çok seviyordum bu çocuğu ancak böyle ani öfke patlamalarından da hiç hoşlanmıyordum. İleride başına iş açacak gibi duruyor bu patlamalar. Ona ne kadar kızmaya çalışsam da başaramadım. Haklıydı çünkü.
“İyiyim bir tanem. Dert etme sen. Uzun bir tatil iyi geldi bana işte. Hemen alışamadım okula. Hadi okulun içine gidelim de dedikoduluk malzeme toplayalım biraz diyerek örtmeye çalıştım kendimi.

En yakınımdakilere yalan söylemek hoşuma gitmiyor ancak onların da morallerini bozmayı istemiyorum. Popüler kız ifademi suratıma yerleştirdim ve okulun içine doğru yürümeye başladık. Her ne kadar kendime ifade etmeye de çekinsem de içimden bir ses bu günün istediğim gibi bitmeyeceğini söylüyordu. Sanki her şey farklıydı bugün. Okul, insanlar, tavırlar ve hatta hava bile farklıydı. Herkes kendiyle ilgileniyordu bugün. Hayallerimin başlangıcı olan bu günde her şey bir anda değişmişti. Ve değişmeyen tek şey bendim. Ve galiba yine o his kazandı. Kesinlikle burada iyi olmayan bir şeyler dönüyordu.  

4 yorum:

  1. allam çoook beğendiiim. çok havalııı ve heycanlııııı. yaa ne güzel yazıyon sen :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ay teşekkür ederiiim :) emin değildim aslında yayınlama konusunda pek beğenmedim ama senin beğenmene çok sevindim ^-^

      Sil
    2. valla çok eğlencelii :) bu öyküyü devam ettirseeen ilerde wadpede de koy bencesi :)

      Sil
    3. Valla olabilir belki bi süre sonra vatped den devam edebilirim ama bilmiyorum ya pek okunmuyo zaten burdan da devam edebilirim kendi çapımda

      Sil

Blogger tarafından desteklenmektedir.