Yazılamayanlar #3

Ağustos 12, 2016
Saatlerdir odamda oturuyordum. Taa ki aşağıdan gelen sesi duyana kadar. Koşarak aşağıya indim ve her zaman yaptığım gibi merdivenlerde oturup sesleri dinledim. Bu seferki sesler farklıydı. Bu sefer kırılma sesleri yoktu. Bu sefer acı çekme sesi vardı!
Çalışma odasının kapısını tekme ile açtım. Baba dediğim o adam annemi dövüyordu. Benden hıncını alamayınca ona sarmıştı bu sefer. Gözlerindeki hırsı, öfkeyi, nefreti görebiliyordum. Eğer orada öylece kalırsam sıra bana gelecekti. Ve ben bunun bir daha olmasını asla istemiyordum. Kaçsam da annemi dövmeye devam edecekti. Harekete geçmeliydim artık. Kapının yanında duran vazoyu babamın kafasına doğru fırlattım. Kafasını çekmesine rağmen omzuna denk gelmişti ve vazonun camı kırılarak bir parçası omzuna saplanmıştı. Bundan yararlanıp annemle beraber yukarıya koştuk, odama girdik ve kapıyı kilitledik. Annem özellikle benim kapımı daha sağlam yaptırmıştı. Bundan dolayı da babam kapıyı açamıyordu. 
Aklımı kurcalayan o kadar fazla şey vardı ki. Acaba o olay olmasa nasıl olurdu diye düşünmekten kendimi alamıyordum. Hayatımda olan her şeyin nedenini ona bağlıyordum. Annem yanımda ağlarken ben annemi düşündüm. Gerçek annemi. Öz annemi. Hala nedenini bulamadığım sebepten dolayı ölen annemi.
Yanımda ağlayan kadınla aslında 1 sene önce tanıştım. Babam bir gün eve gelip “İşte bu yeni annen” demişti. 6 sene boyunca annemin yokluğunu çekmiştim. Ve şimdi birden bire o boşluk dolacak mıydı? Bu düşüncem çok uzun sürmedi. Burcuyla tanıştıktan 2 ay sonra anne demeye başlamıştım ona. 6 senenin acısını beraber bol bol çıkartmıştık. Ancak gerçek gibi olmuyor tabii ki de.
Ağlaması geçtikten sonra aşağıya inmeye karar verdi annem. İtiraz edemedim çünkü benim de yalnız kalmaya ihtiyacım vardı. Hediye olarak gelen mektubu tekrar okumalıydım. Hemen kâğıt kalem alıp, bildiklerimi not etmeye başladım.
   -Gerçek adımı, en önemli hatıramı biliyor.
   -Arkadaşlarımı tanıyor(?)
   -Sırlarımı biliyor ve onları yaymaya kararlı.
Peki, kafamı çalıştırıp onu bulmamı istemişti. O zaman bütün bunların bir ortak noktası vardı. Son sınıfla ilgili listemi hazırladığım zaman odama kimse girmezdi. Annem dışında. O her şeyimi bilirdi. En güzel anılarımın hepsi annemleydi. Genellikle evde vakit geçirirdik. Gittiğimiz park dışında. Park.
“Hadi ama anne! Yine geç kalacağız. Kaya ile buluşmamıza çok az kaldı! Her perşembe annemle beraber evimizin bir alt sokağındaki parka giderdik. “Dostluk Parkı”. Haftanın en sevdiğim günlerinden biriydi. Her hafta Kaya ile sabahtan akşama kadar oyun oynardık. Onu bakıcısı getirirdi. Hiç annesini görmemiştim. Bir gün bunu ona sorduğumda, annesinin Kayayı doğururken öldüğünü öğrendim. O günden sonra Kayanın yanında ne anneme sarıldım ne de onunla konuştum. Kaya benden 4 yaş büyüktü. Onunla ilk tanıştığımda 8 yaşındaydım. Parkta karşılaşmıştık. Ve hemen arkadaş olmuştuk. Birbirimizi asla bırakmayacağımıza dair söz vermiştik. Ama çoğu küçüklük arkadaşlığı/aşkı gibi bizimkisi de bitmiş ve unutulmuştu. Şu anda onun nerede olduğunu bile bilmiyorum. Annem ile geçirdiğim son Park Günü”nde Kaya gelmemişti. Son zamanlarda da bana garip davranmaya başlamıştı zaten. Annem, Kaya ile ailesinin babasının işi sebebiyle şehir dışına taşındıklarını söylemişti. Ben de ona inanmıştım. İnanmak istemiştim…
Anıları düşünürken uyuya kalmışım olmalıydım. Sabah kalktığımda yatağımın her yeri küçüklük fotoğrafları ve kâğıtlarla doluydu. Ve tabii ki de kutu tam yanımda duruyordu. Okula geç kalmamak için aceleyle giyindim, ilk ve son kez otobüs durağına doğru koştum. Otobüs kartımı almak için çantamı açtığımda fıstık yeşili renginde katlanmış bir kâğıt duruyordu. Kartı gösterdikten sonra en dipteki koltuğa doğru yol aldım. Kağıdı açıp hemen okumaya başladım.
Merhaba Deniz,
Hatırladın mı beni? 1 günün kaldığını sana hatırlatmak istedim. Beni umursamamayı düşünebilirsin diye sana küçük bir hatırlatma yapmak istedim. Tabii ki de bu sefer işin içine başkaları da dâhil oldu.
 Öncelikle onun kim olduğunu bul bakalım. Belki sana küçük bir ipucu verecektir. Sana benim vereceğim küçük bir ipucu daha olabilir. Aklından sakın çıkartma bunu ama. Söz ver bana.
“En uzağındakini düşman; en yakınındakini dost bilirsin. Ancak şunu sana öğretmelilerdi: Dostunu yakın tut, düşmanını daha da yakın.
Kafam iyice karışmıştı. Şimdi bulmam gereken bir kişi değil, iki kişi olmuştu. Ve 24 saatim kalmıştı. Otobüsün ani freniyle kendime geldim. Yürümeye ihtiyacım vardı, her şeyden uzaklaşmaya. Ama yapamazdım. Kolay pes ettiğimi kimseye göstermemeliydim. Okula gitmek için otobüsten inerken karşıdan gelen Ereni gördüm. Eren, Doğunun ikiz kardeşiydi. Bizimle aynı okula gidiyordu ama onunla en fazla iki kere konuşmuştum. Doğu ile araları pekiyi değildi ve Doğu beni onunla konuşmamam konusunda uyarmıştı. Peki, şimdi neden bana doğru yürüyordu? Ya da bana mı öyle geliyordu? Paranoyaklaşıyordum. Bana neden gelsin ki? Onu iki yıl önce kötü bir duruma sokan bendim. Belki de o olayın intikamını almak için geliyordu beni yalnız görünce. Hemen kaçmalıydım oradan ancak ben düşünürken o çoktan yanıma varmıştı.
“Naber Ayça?
“İii, iyiyim Eren. Sen?”
“İyi. Sana küçük bir şey vermeye geldim yanına. Umarım iki yıl önceki olayı hatırlıyorsundur. Onun bir telafisi olarak düşün. İki senelik bir gecikmesi var ancak kusura bakma. Ancak hazırlayabildim” dedi ve benim konuşmama fırsat vermeden yanımdan hemen uzaklaştı. 
Okulun daha ikinci günündeydik ve ben gittikçe dibe batıyordum. Böyle giderse dönemin sonunu bile çıkaramam. Bunları düşünmenin sırası değildi. Şu anda çok kızgındım ve herkese bulaşabilirdim. Okulun ana kapısından içeri girerken köşede duran iki kız gördüm. Ve hemen onların yanına gittim.
“Sen!” Mini etekli, sarışın olan -ne kadar sıradan-“ben mi?” bakışı attı.”Evet, sen! Siz neye güldüğünüzü sanıyorsunuz. Sen mini eteğinde, o takma saçındaki sıradanlığa; sen de kendimi onun kadar güzel bulmuyorum, erkekler de öyle dediğin dış görünüşüne mi gülüyorsun? Ben sizi bu acınası durumdan kurtarmaya yardımcı olayım. “
Evden çıkarken aceleyle aldığım kahveyi mini eteğin üzerine döktüm. Hem bu iğrenç eteğe renk kazandırdım, hem de sana -mini eteklinin yanındakine dönerek- biraz özgüven kazandırdım. Bir taşla iki kuş. Bir şey değil!”, dedim ve göz kırparak yanlarından uzaklaştım. İyi gelmişti aslında. Bu sene herkes kim olduğumu anlayacaktı. Anlatacaktım onlara!
Doğu’yu bulmak için bahçeye doğru ilerledim. Her zamanki yerinde Şeyma ve Ceren ile oturuyordu. Yine aynı kıyafeti vardı üzerinde. Sadece ayakkabılarını değiştirmişti. Hemen anlarına ilerledim. 
“Duru bu aralar çok oldu. Ayça, o kıza ağzının payını vermemiz lazım, diyerek bana selam verdi Ceren. Ve devam etti, Bütün okula seninle ilgili bir dedikodu yaymış. Buraya taşınmadan önce adını değiştirdiğinle alakalı bir şey. Elimde kanıt var, kimse aksini ispat edemez diye ortalarda dolaşıyormuş. Aklında bir fikir var mı?”
Kafamı sallayarak onayladım, beni takip etmelerini söyleyip, Durunun yanına doğru ilerledim. Kulağına fısıldayarak konuşmaya başladım.
“Dünkü konuşmamızı unuttun galiba küçük hanım. Bunu yaptığına çok pişman olacak, deyip ses tonumu yükselterek okul bahçesinin ortasında bağırarak konuşmaya başladım. Evet, arkadaşlar. Duru arkadaşımızın yaydığı dedikoduyu duydum ve bu beni çok hayal kırıklığına uğrattı. Onun gibi birisine -küçümseme ve tiksinme karışımı bir duyguyla ona baktım- inanıp, bana inanmadığınız için. Peki, bundan zararlı çıkacak kişi kim? Tahmin etmesi çok zor olmaz herhalde. Duru! Madem birbirimizin küçük sırlarını” paylaşıyoruz, ben de Duru’nun gerçek bir sırrını paylaşayım o zaman dedikten sonra sırrını anlatmaya başladım. 
Duru gittikçe büyüyen gözleriyle bana bakmaya başlıyordu. Bu sırrın sadece onu değil, başkasını da etkileyeceğini biliyordum ancak daha fazla dayanamazdım. Konuşmamı daha bitirmeden Duru yerinden kalkıp, okulun içine doğru koşmaya başladı. Tabii ki de kimse “sırrı” kaçırıp, onunla ilgilenmeye gitmek istemiyordu. 

Aynı benimkiler gibi onun da sırları sadece kendisini ilgilendirilen sırlar olmuyor. Herkesin bir sırdaşı vardır. Ancak o kişi sırdaş yapan şey, sırrınızı ona anlatmanız değildir. Onunla beraber yaşamanızdır. Aynı Emre Bey gibi…

2 yorum:

Blogger tarafından desteklenmektedir.