Mektup Arkadaşı #2

Eylül 17, 2016
Sevgili arkadaşım,

Yazılarımı yazarken içimdeki o umudu kırılmış, yapayalnız, mutsuz kızı dinlerdim. Onun anlattıklarını yazardım. Bazen o kadar mutlu olurdu ki anlatacak bir şey bulamazdı bana. O zamanlar yazı yazamazdım işte. Onunla mutlu olurdum. Ama o mutsuz olduğunda o kadar kötü olurdum ki ben de. Bütün duygularını dışa vurmak isterdim. Onun yerine haykırırdım. Ama bu aralar bakıyorum da hiçbir şey kalmamış içimde. O kız beni terk etmiş. Yapayalnız bırakmış beni. O olmadan hiçbir şey hissedemiyorum artık. Son birkaç günde oldu bunlar. Kendi içimde hapsoldum ben. İçimde kalan, o kızın tutunduğu birkaç umut dalı da koptu gitti. Şu ana kadarki haykışırlarımın hiçbir anlamı kalmadı. Beni yapayalnız bıraktı. Haykıracağım ne bir kimse ne de bir konu kaldı.

Salı günü gidiyorum artık üniversiteye yerleşmeye. Dünden sonra her şeyi arkamda bırakmaya hazırım arık. Bütün kırgınlıklarımı, üzüntülerimi, pişmanlıklarımı. Gerçekten çok çalıştım değiştirmek için, değişmek için. Ancak bir önemi olmadığını anlayınca bütün çabalarım sırtımda yük olmaya başladı yavaş yavaş. Altında ezilmeden çekilmem gerekiyor artık. Kendimi kurtarmam gerekiyor. Ama bunun da kolay bir şey olmadığını zor yoldan öğrendim. Ve yeni bir teknik uygulamaya başladım bir dostum sayesinde. İçimdeki sıkıntılar hakkında ne kadar konuşursam o kadar artıyor, konuşuldukça artar misali. O yüzden konuşmayıp içimde yavaş yavaş yok olmasını bekleyeceğim. Bu beni ne kadar yıpratsa da artık beni eskisi gibi dinleyen biri yok hayatımda. Şimdilik bu kadar benden. Artık bundan sonraki yazımı yurda yerleşince yazacağım. Bavul toparlama vb. işlerden şu iki-üç gün başımı kaşıyacak zaman bulamayabilirim. Yani demem o ki,

Depresif günlerimi özlemek dileğiyle. Kendine iyi bak..

  • Sadece yazı yetmez, fotoğraf da görmek istiyorum diyorsanız tumblr hesabıma da beklerim...

Şarkı önerileri:


Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.